29 Nis IBAN kullandıranın sorumluluğu
Son dönemde artış gösteren IBAN kullandırma fiilleri, hem parayı gönderen kişiler hem de hesap bilgilerini üçüncü kişilere kullandıranlar bakımından ciddi hukuki sonuçlar doğurmaktadır. Uygulamada özellikle “IBAN kullandırma” olarak adlandırılan durumlarda, kişi kendi banka hesabını başkalarının kullanımına bırakmakta ve bu hesaplar dolandırıcılık, hırsızlık ve hatta yasa dışı bahis yahut suçtan kaynaklanan malvarlığını aklama faaliyetlerinde araç olarak kullanılmaktadır. Bu tür durumlarda IBAN sahibi, çoğu zaman dolandırıcılık suçuna yahut bahsi geçen diğer suçlara iştirak şüphesiyle soruşturmalara dahil edilmekte; olayın niteliğine göre ceza sorumluluğu ile karşı karşıya kalabilmektedir. Ayrıca, dolandırıcılık mağdurları tarafından açılan hukuk davalarında, IBAN sahibinin kusurlu kabul edilmesi halinde zarardan sorumlu tutulması da mümkündür. Yargısal uygulamada, banka hesaplarının kişiye sıkı sıkıya bağlı olduğu ve üçüncü kişilere kullandırılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilmektedir. Bu nedenle, hesap bilgilerinin paylaşılması veya kullandırılması, çoğu durumda hukuki ve cezai sorumluluk doğurabilecek niteliktedir.
Son yıllarda özellikle dijitalleşmenin artmasıyla birlikte banka hesapları üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılık eylemlerinde ciddi bir artış gözlemlenmektedir. Bu kapsamda en sık karşılaşılan yöntemlerden biri de kamuoyunda “IBAN dolandırıcılığı” veya “IBAN kullandırma” olarak ifade edilen uygulamalardır. Bu tür olaylar, yalnızca dolandırıcılık/hırsızlık mağdurlarını değil, aynı zamanda banka hesaplarını üçüncü kişilere kullandıran kişileri de doğrudan hukuki ve cezai sorumluluk altına sokabilmektedir.
Uygulamada sıklıkla karşılaşılan senaryolarda, dolandırıcılar çeşitli platformlar üzerinden sahte ilanlar vermekte veya güven ilişkisi oluşturarak mağdurlardan belirli bir IBAN numarasına para gönderilmesini sağlamaktadır. Gönderilen para karşılığında vaat edilen mal veya hizmetin teslim edilmemesi durumunda, dolandırıcılık suçu gündeme gelmektedir. Zaman zaman kişilerin banka kredi ihtiyacını çeşitli dijital hilelerle tespit eden dolandırıcılar; kredi veya kredi kartı ihtiyacını gidermek adına banka yetkilisi gibi insanları arayarak, telefon konuşması esnasında istek dışı hesaptan para çekimi gerçekleştirebilmektedirler. Söz konusu durumlar dışında da bir çok yöntem ve şekillerde suç oluşturan eylemler gündeme gelebilmektedir.
Dolandırıcılar çoğu zaman paranın doğrudan kendi hesaplarına gönderilmesini istememekte, bunun yerine üçüncü kişilere ait hesapları kullanarak izlerini gizlemeye çalışmaktadır. Bu noktada “IBAN kullandırma” kavramı gündeme gelmektedir. Kişiler, çeşitli gerekçelerle, banka hesaplarını üçüncü kişilerin kullanımına açabilmektedir. Hesap sahibinin, hesabına gelen paranın kaynağını bilmediği yönündeki savunmaları uygulamada sıkça ileri sürülmekte ise de, bu savunmalar her zaman hukuken kabul görmemektedir. Zira her somut olayın özelliği farklıdır.
Iban kullandırma konusunun oldukça gündemde olması ve özellikle de ilgilenen kişilerin hayli fazla olması nedeni ile; bazı Yargıtay kararları yoğun şekilde; servis edilmekte; ve hatta komisyon karşılığı ıban kullandırma halinin dahi beraat kararı ile neticelenmesi gerektiği yönünde içtihat oluştuğu dahi dile getirilmektedir. Ancak bu gibi genel geçer paylaşımlara itibar edilmemesinde fayda vardır; nitekim her somut olay ve her vakıa farklı dinamiklere sahiptir. İlgili kararın genel uygulama alanı bulması söz konusu değildir; nitekim bahsi geçen kararda sanık, gerçekten profesyonel bir iş ilişkisi içerisinde olduğu kanısı ile hareket etmekte ve suç kastı ile hareket ettiğine ilişkin delil de bulunmamakta olduğundan bahisle sanık lehine kanun yararına bozma kararı verilmiştir. (Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 30.04.2025 tarihli 2024/24160 Esas sayılı dosyasında verilen 2025/3482 Karar sayılı ilam)
Ceza hukuku bakımından değerlendirildiğinde, IBAN sahibinin sorumluluğu somut olayın özelliklerine göre değişiklik göstermektedir. Bunun yanında, meselenin bir de özel hukuk boyutu bulunmaktadır. Dolandırıcılık mağdurları, uğradıkları zararın tazmini amacıyla yalnızca dolandırıcılara değil, aynı zamanda paranın gönderildiği hesap sahiplerine karşı da dava açabilmektedir. Ayrıca bu noktada önemle belirtmemiz gereken konulardan birisi de mahkumiyet kararlarının hukuk mahkemesi hakimini bağlaması söz konusu iken; beraat kararı verilmesi halinde beraat kararı hukuk mahkemesi hakimini bağlamaz ve maddi zarar tazmini noktasında kişi beraat etse dahi hukuki sorumluluğu gündeme gelebilir.
Yargısal uygulamada genel eğilim, banka hesaplarının üçüncü kişilere kullandırılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu yönündedir. Bu nedenle, “hesabımı kiraladım”, “sadece yardım ettim” veya “ne için kullanılacağını bilmiyordum” şeklindeki savunmalar yeterli görülmeyebilir. Her somut olay kendi içinde değerlendirilmekle birlikte, hesap sahibinin dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal ettiği durumlarda hukuki ve cezai sorumluluk doğabilmektedir.
Diğer taraftan; banka hesabını kullandırma halinde her zaman bir dolandırıcılık faaliyet de gündeme gelmeyebilir; yasa dışı bahis kaynaklı ya da suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçuna iştirak da söz konusu olabilir. Sonuç olarak, halk arasında IBAN dolandırıcılığı olarak adlandırılan fiiller, banka hesabını kullandıran kişiler bakımından da ciddi riskler barındırmaktadır. Bu nedenle, banka hesaplarının hiçbir şekilde üçüncü kişilerin kullanımına bırakılmaması, şüpheli para hareketlerinin derhal bankaya bildirilmesi ve gerektiğinde hukuki destek alınması büyük önem taşımaktadır. Bu tür uyuşmazlıklarda, olayın tüm yönleriyle değerlendirilmesi ve hak kaybı yaşanmaması adına sürecin uzman bir hukukçu tarafından yürütülmesinde fayda vardır.
No Comments